REEM Makaleler

Uzmanlarımız ve psikologlarımızdan son makaleler burada listelenmektedir.

Çocuklarda Takıntı Ne Anlama Gelir? Neden Ortaya Çıkar?

Çocuklarda Takıntı Ne Anlama Gelir? Neden Ortaya Çıkar?

Çocuklarda takıntılar, istenmeden gelen, sıkıntı verici, tekrarlayıcı ve sürekli düşünce, dürtü veya hayallerdir.

Babasının eve kaçta geleceğini tekrar tekrar soran çocuk: “Biliyorum, anladım, ama sormazsam sanki babamın gelmesi mümkün olmazmış gibi geliyor.”

“Kardeşime istemeden ya bir zarar verirsem… O yüzden ondan uzak durmaya çalışıyorum.’’

Küçük kız evde herkesin oturacağı yeri belirleyip, başka yerlere oturulduğunda, eşyaları yerlere fırlatıyor, etrafına öfke saçıyor.

Evden çıkarken belli bir düzende eşyalara dokunup, içinden sürekli sayılar sayıyor. Düzende en ufak bir aksama hissi geldiğinde sil baştan… Evden çıkmak saatler aldığı için okula hep geç kalıyor.

Sabah kalktığında sürekli okul çantasını kontrol ediyor, ödevini yaptığı halde tekrar tekrar yapıp yapmadığına bakıyor, böylece saatler geçiriyor.

Bütün bunlar çocuklarda gördüğümüz takıntı örneklerinden bazılarıdır. Takıntı hastalığına bilim dilinde obsesif kompulsif bozukluk demekteyiz. Obsesyon, takıntılı düşünce tarzı demektir. Kişinin takıntısı doğrultusunda yaptığı ve kendini alıkoyamadığı zorlantılı eylemlere ise kompulsiyon denir. Kompulsiyon, sıkıntıyı azaltmak ya da bir felaket olmasını önlemek için bireyin yapmaya zorunlu hissettiği tekrarlayıcı davranıştır. Davranışın o anki görünen amacı ile gerçekçi bir bağlantısı yoktur ya da açık bir biçimde aşırıdır. Genellikle bir davranışı sürekli olarak yineleyen bir birey, bu eylemi yerine getirmediği zaman olacak korkunç sonuçlardan korkmaktadır. Bir davranışın toplam yinelenme frekansı çok şaşırtıcı olabilir.  Yüzlerce defa tekarlama davranışı izlenebilir. Mesela kardeşini camdan aşağı atacağını düşünmek obsesyon, bu sebepten dolayı pencere kenarından uzak durmak kompulsiyondur. Sürekli ellerinin kirlendiğini düşünmek obsesyon, tekrar tekrar ellerini yıkamak ise kompulsiyondur. Takıntılı bozukluklar kız çocuklarında biraz daha fazla oranda görülmektedir ve nedenleri biyolojik sebeplere dayandırılmakla birlikte ailesel faktörler, aşırı kati ve mükemmeliyetçi ebeveyn tutumları ve çevresel faktörler olarak görülmektedir. Beyinde özellikle serotonin düzeyinin düşmesinin biyolojik bir sebep olduğu düşünülmektedir.  Aile de ve yakın akrabalarda takıntılı zorlantılı bozuklukların bulunması, çocuklarda da görülme ihtimalini arttmaktadır. Dolayısıyla genetik yatkınlık ta söz konusudur. Aile içi şiddet ve anlaşmazlıkların görülmesi, tuvalet eğitimi sırasında aşırı kati ve esnek olmayan bir davranış benimsenmesi, hataların kabul edilmemesi obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ihtimalini en az %30 daha fazla yükseltir.

Takıntının sık görüldüğü yaş aralığı nedir?

Tüm toplumun %2-3 de OKB görülür. Bayan nüfusta daha yaygındır. Dört yaşından itibaren görülebilir. Ergen yaşlara doğru sıklığı artar.

Çocuklarda takıntılı davranışlar nasıl tespit edilir? Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken durumlar neler?

Günlük hayatımızda çocukluğumuzdan beri edindiğimiz bazı davranışlarımız vardır. Temiz olup olmadığını kontrol etmek ya da eşyanın simetrik yerleştirilmesine dikkat etmek gibi bazı özelliklerimiz hayat anlayışımızla bütünleşmiştir ki saçma olduğunu bilsek bile yine de vazgeçemediğimiz davranışlarımız haline gelir.

Bu davranışlar çocuğun gündelik hayatını alt üst etmediği ve duyarlılığını bozmadığı sürece bir hastalık haline gelmez. Çocuklar bazen gereğinden fazla titiz ve hassas olabilirler. Örneğin temizlik ve düzen konusunda aşırı duyarlılık gösterebilirler. Bunlar aslında taktir edilen davranış tarzlarıdır. Ancak kontrol çabaları bir saati aşmaya ve çocuğun gündelik hayatını etkilemeye başlamış ise takıntılı durum söz konusudur. Bu durumda ebeveynler kendi çabaları ile üstesinden gelemedikleri taktirde profosyonel yardım için müracaat etmelidirler.

Anne ve babalar, takıntılı davranış sergileyen çocuklarına nasıl yaklaşmalı?

Takıntılı davranış gösteren bir çocuğa sahip olmak hiç kuşkusuz ki, ebeveyni de çok üzen ve geren bir konudur. Ancak zaten mevcut saplantılı durum nedeniyle bunalmış olan çocuğa aşırı baskıcı bir tutuma girmek onun saplantılı zorlantılı davranışlarını arttırmadan öteye gitmez. Bununla beraber anne-baba çocuklarının kompülsif davranışlarına da katılmamalıdır. Çocuğun mikrop kapma endişesi yüzünden eve misafir çağırmamak, çocuğun eşyalarının anlamsız bir sayı kadar yıkamak, bitmek bilmez onaylama isteklerini karşılamak ya da çocuğun aynı sorusuna defalarca cevap vermek gibi “yardım”lardan kaçınmalıdırlar. Bunun yerine sakin, ikna edici bir uslupla ve kesin bir dille saplantılarının anlamsız olduğu anlatılmaya çalışılmalıdır. Ancak ebeveyn bilmelidir ki, bu rahatsızlık onların da tek başına üstesinden gelecekleri bir konu değildir. Profosyonel yardım alarak, doktorun ya da terapistin direktifleri ve talimatları doğrultusunda yardım etmelidirler. Her şeyden önce anne baba bilmelidir ki, çocukları çok istese bile takıntılarına ve saplantılarına engel olamazlar. Sanki bir irade eksikliğiymiş gibi çocuklarına yüklenmemelidirler. OKB genelde zeki çocuklarda gördüğümüz bir rahatsızlıktır. Vurdumduymaz, sorumluluk duygusu gelişmemiş rahat çocuklarda pek görülmez.

Anne-baba çocuğun kompülsif davranışlarına karşı koymaya çalıştıklarında çocuğun korku ya da rahatsızlık duyduğunu görüp, mücadeleden vazgeçebilirler. Çocuk davranışlarıyla aile yaşantısını kontrol edebildikçe, davranışları daha da artar ve durum kötüleşir. Diğer taraftan anne-baba çocuğun kompülsif davranışlarının kontrolünü tedavi programının bir parçası olarak yaptıklarında, çocuğa geçici bir rahatsızlık verirken, sorunun kontrol altına alınmasına yardımcı olabilirler.

Çocuklarda en sık görülen takıntılar nelerdir? Çocuklar takıntılarını nasıl dile getirir?

Çocuklarda en sık görülen obsesyonlar, kirlenme, bulaşma korkusu, kendine ya da sevdiklerine zarar verme korkularıdır. En sık görülen kompulsiyonlar ise yıkanma, tekrar tekrar yapma, kontrol etme ve çeşitli kaçınma davranışlarıdır. Çocuklar ne yazık ki, takıntılarını dile getirme de zorlanabilirler ve normal davranış tarzları olarak kabul edebilirler. Özellikle dört yaş civarı çocuklar, zihinlerindeki tekrarlayan düşüncelerin bir rahatsızlık olduğunu bile bilmeyebilir. Bu anlamda ebeveyn uyanık ve dikkatli olmalı, gerektiğinde vakit geçirmeden doktora gidilmelidir.  Eğer çocuk üstesinden gelemediği takıntıları nedeniyle zorlantılı davranışlara girmiş, bunu aile içine de yansıtıyorsa tedavi zamanı gelmiş demektir.

Çocukların sürekli oyuncak istemesi, aynı oyuncaktan sürekli aldırması bir bozukluk mudur?

Çocuğun sürekli bir ya da birkaç oyuncağı ile ilgilenmesi anormal bir durum değildir. Çocuklar oyuncaklarını sahiplenebilir, diğer arkadaşlarından ya da kardeşlerinden kıskanabilir. Bu gibi konular aile içinde kolayca çözümlenebilir.  Oyuncakları ile ilgili takıntılı davranış bozukluğu gelişmedikçe dikkate değer bir konu yoktur.

Çocuklarda Obsesif Kompülsif Bozukluk nedir?

Obsesif kompulsif bozukluk, çok sıkıntı yaratan ve gündelik işlevleri kısıtlayan, zihnin ısrarlı ve kontrol edilemeyen düşüncelerle dolduğu çocuğun ya da ergenin bazı davranışları  tekrar tekrar yapmaya zorunlu hissettiği bir kaygı bozukluğudur.

OKB de, beyinde düşüncelerimizi ve hareketlerimizi organize edip düzenleyen psişik merkezlerde, bir düşünce kısır döngüsüne girilmesi söz konusudur. Çocuğun ya da ergenin aslında mantıksız ya da anlamsız bulduğu bir takım düşünce yumakları, aynen bir kırık plak gibi kontrol edilemez bir biçimde tekrarlanır durur. Birey adeta düşünce kısır döngüsüne girmiştir. Aynı düşünce paketleri, hiç durmadan aralıksız olarak üretilir. Kişi bu düşüncelerle sürekli mücadele eder ve aklından çıkarmaya çalışır. Ancak başarılı olamaz. Saplantı haline gelmiş düşünceler kişiyi öylesine kaplar ki, artık başka bir şey düşünemez ve yapamaz olur. Önemli ölçüde odaklanma ve yoğunlaşma proplemleri yaşanır. çocuk gerek ev hayatında gerekse okul hayatında büyük sorunlar yaşamaya başlar. Aynen bilgisayar programlarını alt üst eden virüsler gibi, obsesif düşüncelerde; beyinin tüm işlevsel programlarını olumsuz etkiler. Sürekli üretilen düşünce virüsleri, kişinin normal düşünme ve muhakeme fonksiyonlarını derinden etkiler. Ancak bu noktada şunu da söyliyelim ki, 4-7 yaş arası çocuklar, zihine gelen saplantılı düşüncelerin mantıksız olduğunu kavramayabilir. Profosyonel yardım verirken bu konuya dikkat edilmelidir.

Her türlü anlamlı ya da anlamsız düşünceler, obsesyon şeklinde yansıyabilir. Obsesif düşünceler,  bazen çok önemsiz ve gereksiz olan düşüncelerdir. Çocuk çoğu zaman  bunun farkındadır. Doktora geldiğinde ‘’evet bunların çok mantıksız ve anlamsız olduğunu ve üstünde durmamam gerektiğini biliyorum ama kendime engel olamıyorum’’ der. Bazen de çocuğu çok rahatsız eden dini ya da kutsal şeyleri aşağılayan düşünce atakları olabilir. Bu yüzden mistik obsesyonlar, bireyi çok daha fazla bunalıma sokar. Birey günaha girdiğini düşünerek var gücü ile beyinde, obsesif hücre grubunun ürettiği, hezeyanlarla mücadele etmeye çalışır. Kimi vakalarda ise obsesif düşünceler sürekli değişim gösterir. Birey bir konu hakkında ki obsesif düşüncelerini yok ettim diye sevinirken, bu sefer başka anlamlı ya da ifadeli obsesyonlar türer.  Ağır vakalarda kişi, zihnini işgal eden bu terorist düşünce ataklarından ötürü, hiçbir iş yapamaz olur.  Mantıksız ve anlamsız bulduğu ancak zihninde belirmesine engel olamadığı, obsesif düşünceler kişiyi sosyal hayatın tüm unsurlarından izole eder.

Çocuklukta takıntı problemini yenmiş bir birey, gelecekte aynı sorunla karşılaşabilir mi?

Çocukluğunda OKB yaşamış ve tedavi görmüş bir birey, hayatının herhangi döneminde yine aynı ya da farklı bir konuda takıntılı zorlantılı davranış bozukluğu (OKB) geliştirebilir.

Genel olarak çocuklarda tik ve takıntı kavramları birbiriyle karıştırılır. İkisinin arasındaki belirgin farklar nelerdir?

Tikler, irade dışı kasların hareket etmesidir. Tikleri, hareket ve ses tikleri diye ikiye ayırmaktayız. En sık görülen tikler göz kırpma, omuz silkme, kaşları kaldırma, parmakları çıtlatma, ayakları yere vurma, ıslık çalma ve hayvan sesi çıkarmadır. Takıntılar daha çok kız çocuklarda görülürken, tikler daha çok erkek çocuklarda görülür. Takıntılar zamanla farklı şeylere dönüşebileceği gibi tiklerde yer değiştirebilir. Örneğin göz kırpma tiki olan bir çocuk zamanla omuz silkme tikine geçebilir. Takıntılar dört yaşından itibaren, tikler ise yedi yaşından sonra görülür. Tikler stresle artma eğilimindedirler. Diğer taraftan OKB ile tikler arasında ilginç bir bağ vardır. Çünkü tik problemi yaşayan çocuklarda, takıntı hastalığının gelişme ihtimali yüksektir. Çocuklar tiklerinde, saplantılı zorlantılı davranışların da genelde mantıksız olduğu bilir ama engel olamaz. Gerek tiklerin gerekse OKB’nin beynin aynı bölgesinden sol prefrontal korteksin fizyolojik farklılaşmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Gerek takıntılı, zorlantılı bozukluklar gerekse tikler çocukların okul başarısını, duygusal ve sosyal yaşamını olumsuz etkilerler.

Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur ve çocuğun vaktini boşa harcamasına sebep olur. Günlük işlerini okul ve oyun yaşamını alt üst edebilir. okul uyumunu, arkadaş uyumunu ve duygusal dengesini değiştirebilir. Okula gitmeyi reddetme, okuldan kaçınma ve okul başarısında düşme görülebilir.  Ayrıca tabloya depresyon ilave olabilir. Elbetteki çocuklarda olsun ergenlerde olsun hemen hepimizde az ya da çok takıntılar vardır. Eğer takıntılar çocuğun kendinisi ve ailesini zorlayıcı, rahatsız edici bir noktaya gelmişse o zaman takıntılı, zorlantılı rahatsızlık gelişmiş demektir.

Tedavide amaç öncelikle var olan hastalığı tedavi etmek sonra da hastalığın tekrarlamasını önlemektir. Bu amaçla üç tedavi yöntemi kullanılmaktadır:

Seçici serotonin geri alım inhibitörleri kullanmak (Antidepresan ilaçlar)

Bilişsel davranışçı Terapi uygulamaları

TMS (Transkranial Manyetik Stimülasyon) uygulamaları.

OKB’de tedavi oldukça zor ve uzun solukludur. Genellikle ilaçlar nisbeten daha yüksek dozda ya da birkaç ilaç kombine şeklinde uygulanır. OKB, tedavisi zor olan bir süreçtir. Ancak yine de üstesinden gelinmeyecek bir hastalık değildir. Son zamanlarda ilaç tedavisi ile birlikte uygulanan, TMS tedavisinin oldukça etkili olduğu görülmektedir. TMS, sağladığı manyetik vurular ile bir nevi resetleme yaparak, frontal korteks ile bazal ganglionlar arasında ki uyumsuzluğu ortadan kaldırabilir ve böylece çok etkili ve çarpıcı sonuçlar verebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir