REEM Makaleler

Uzmanlarımız ve psikologlarımızdan son makaleler burada listelenmektedir.

Çocukların Marka Derdi Olur mu?

Çocukların Marka Derdi Olur mu?

Marka takıntısı sadece yetişkinlerde değil çocuk ve gençlerde de artık sıkça rastlanan bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

Doktor Mehmet Yavuz, ‘Markaya yönelmenin yanlış bir durum değil. Ancak kişi markaya önem vermekle beraber, markalı olsun olmasın hoşuna gittiği her şeyi alıp kullanabiliyorsa mesele yok. Eğer takıntılı olduğu markaları, hayat tarzı haline getiriyorsa ve bunu bir yaşam biçimi olarak varlık sebebi sayıyorsa işte burada bir patoloji var demektir” diyor.

Milliyet’in haberinde, marka tutkusunun, tüketicinin her satın almada, sadece tercih ettiği markayı alma eğilimi olarak tanımlanabileceğini ifade eden Dr. Yavuz, “Çocuklar ve gençler takıntılı şekilde marka kullanma davranışlarını tek bir markaya yönelik olarak değil; başkalarının beğenisini, kabulünü, onayını kazanacaklarını düşündükleri, farklı markalardan ürünleri tercih ederek de gösterebiliyor.

Burada önemli olan o malın fiyatı, kalitesi ve kullanım avantajlarından çok, o markanın imajı, oluşturduğu etki, marka ile bütünleşerek kendini daha değerli ve önemli hissetme olgularıdır.’ şeklinde ifade ediyor.

Kendini Kabul Ettirme Çabası Oluyor

Doktor Mehmet Yavuz, marka kullanımı bireyin kendisini yetersiz, değersiz hissetmesini önlemenin bir yolu gibi algılandığının vurgusunu yaparak ‘Sonuç olarak karşımıza “marka bağımlısı” çocuk ve gençler çıkıyor.

Alışveriş tutumlarını sorgulamayan, markanın imajını pek çok şeyin üstünde tutan, estetik kaygıların diğer pek çok şeyin önüne geçtiği bir yaşam şekli ortaya çıkıyor.

Çevre tutumları, medya organlarının propagandaları, toplumsal beklentiler ve baskılar, arkadaş gruplarının marka kullanımını teşvik etmesi sonucunda, bireyler bu çılgın tüketim zincirinin bir halkası haline geliyor. Böylece günümüz insanı bir anlamda marka ve o markaların sağladığını düşündüğü imajlara bağımlı hale geliyor. Marka kullanamadığında kendini değersiz, önemsiz birisi gibi algılayabiliyor” diyerek açıklamalarda bulunuyor.

Doktor Mehmet Yavuz ‘Çocuk ya da ergen, ailesi ile olan çatışmalı ilişkisinin sonucunda bazen onlara olan öfkesi nedeni ile ailenin ekonomik koşullarını zorlayacak markalı ve pahalı eşyalar beklentisi içine girebiliyor. Ailesinden göremediği ilgi, özen ve sevgi yerine, bu ihtiyacını, pahalı ürünlerle gidermeye çalışabilir.’ diyerek aile-çocuk ilişkisinin marka bağımlılığını etkilediğini söylüyor.

Dr. Mehmet Yavuz, bu konuda aileye büyük iş düştüğünü söyleyerek ‘aile, çocuğun ruhsal gelişiminde en önemli ortam ve toplumsal kurumdur. Aile daha çocukluk çağından başlayarak karşısındaki bireye değer, önem ve saygı göstermeli; çocuğun öz saygısının, benlik değerinin, kendine olan güveninin sağlıklı bir şekilde oluşması için çabalamalıdır. Bu şekilde yetişen bir çocuk kendini değerli hissetmek için, mutlu ve doyumlu biri olabilmek için, maddi kaynaklara, pahalı markalara ihtiyaç duymayacaktır.’ diyerek yetiştirmenin önemine dikkat çekiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir