REEM Makaleler

Uzmanlarımız ve psikologlarımızdan son makaleler burada listelenmektedir.

Ebeveyn-Çocuk İlişkisinde Etkili İletişimin Rolü

Ebeveyn-Çocuk İlişkisinde Etkili İletişimin Rolü

Çocuğun gelişim sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanabilmesi için ebeveynlerin, çocuklarıyla açık ve etkili iletişim kurabilmesi gerekir çünkü doğru iletişim, sağlıklı ilişkinin anahtarıdır. Pozitif ebeveyn-çocuk ilişkisi ise çocuğun öğrenme süreci için önemli bir kaynak teşkil eder. Çocuklar, birçok şeyi olduğu gibi iletişim kurmayı da ebeveynlerini gözlemleyerek öğrenirler. Doğru iletişim kuran ebeveynlerin çocukları, doğru iletişim kurmayı öğrenebilirler ve bu yetenek, onlara hayat boyu avantaj sağlar. Aynı zamanda çocuklar, kendileriyle ilgili fikir edinirken ebeveynlerin kendilerine karşı yaklaşımını temel alır. Ebeveynlerin kuracağı doğru iletişim, çocuğa saygı duyulan bir varlık olduğu bilincini aktarır. Ebeveynleri tarafından dikkatle dinlenen ve anlaşılan çocuk, kendini ifade edebildiğini hisseder ve bu da ona özgüven kazandırır. Diğer yandan, eğer ebeveynler çocuklarıyla etkili iletişim kuramazlarsa, çocuk, kendisinin önemsiz ve anlaşılmaz olduğu fikrine kapılır. Kısacası, ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları iletişimde duyarlı olmaları ve bunda tutarlılık sağlamaları, onları hayat boyu kullanacakları önemli özelliklerle donatır. Etkili iletişim, her yaştan çocuk için özgüvenin ve karşılıklı saygının temelidir.

Peki etkili iletişim kuran ebeveynler olmak için neler yapmamız gerekir? Çocuklarla iletişim kurarken bazı temel prensipleri aklımızda tutmamız faydalı olacaktır.

Öncelikle çocuğunuza, onunla ilgilenmeye ve ihtiyaç duyduğu anda  yardım etmeye gönüllü olduğunuzu hissettirmeniz gerekir. Çocuğunuz iletişim kurmak istediğinde, o anda uğraştığınız şeyi bir kenara bırakıp onunla iletişim kurmaya hazır olun. Eğer size söyleyecek önemli bir şeyi varsa, başka bir işle ilgilenmekten kaçının.

Eğer özellikle başkalarının dahil olması gereken bir konu konuşulmayacaksa, iletişiminizi olabildiğince ikiniz arasında tutun. Unutmayın, çocuğunuzla kuracağınız en iyi iletişim ikiniz arasında, etrafta başkaları yokken kurulacaktır.

Etkili iletişim kurmaya ne kadar erken yaşta başlanırsa o kadar iyidir. Bebeklikten itibaren çocuklara onları sevdiğinizi, anlamaya çalıştığınızı ve kabul ettiğinizi aktarabilirsiniz. Onlara hem sözel hem sözel olmayan yollarla pozitif mesajlar göndermeniz mümkündür. İyi bir şey yaptığında bundan duyduğunuz memnuniyeti dile getirebilirsiniz veya yüz ifadeleri, jest ve mimiklerle ona kabul edildiğini hissettirebilirsiniz. Yaptıkları yanlışların nedenlerini açıklayın. Çocukların zihinsel işlevleri bir yetişkinin ki kadar gelişmemiştir. Bazı davranışların  neden yapılmaması gerektiğini anlamlandıramayabilirler.

Çocukla iletişim sırasında hem sözel hem fiziksel anlamda onun seviyesine inmek büyük önem taşır. Konuşurken yaşına uygun, kolaylıkla anlayabileceği sözcükler seçilmeli. Fiziksel olarak da oturarak veya yere eğilerek iletişim sırasında göz teması kurulmalıdır. Böylece çocuk kendini büyüklerin ürkütücü dünyasında yalnız kalmış hissetmez.  Ancak unutmayınız ki siz ne anlatırsanız anlatın, aktarabileceğiniz şey çocuğunuzun anlayabildiği kadar olacaktır. Bu nedenle anlaşılır ve net olmaya özen gösterin.

İyi bir dinleyici olmak en az iyi bir konuşmacı olmak kadar önemlidir. Çocuğunuzla iletişim kurarken dinlemeyi bilirseniz ona, söylediği şeyi önemsediğinizi göstermiş olursunuz. İyi bir dinleyici olmak içinse; göz teması kurmanız, dikkatinizi tamamıyla ona vermeniz, çocuğunuz konuşurken aklınıza gelen duygu ve düşüncelerinizi sözünü keserek söylemek yerine sözel olmayan yollarla aktarmayı (örneğin gülümseyerek) tercih etmeniz gerekir. Çocuğunuz konuşmasını bitirdikten sonra söylediklerinden anladığınız kadarını tekrar ederek ona dinlendiğini hissettirebilirsiniz,

Diyalog esnasında diyaloğu sonlandırıcı değil, devam ettirici, açık-uçlu sorular sorun. Fırsat buldukça konuşmak için zaman ayırın ve bütün aile üyelerinin konuşup fikirlerini belirtebileceği ortamlar bulmaya çalışın.

Çocuğunuzun sorduğu bir soruya cevap veremiyorsanız bunu kabullenmeyi bilin. Çocuğunuza sizin her şeyi bilemeyeceğinizi göstermekten çekinmeyin ve ona bilgiye nasıl ulaşabileceğini öğretin.

Çocuğunuzla iletişim esnasında kullanabileceğiniz bazı cümleler etkili iletişim kurmanıza katkıda bulunabilir. Örneğin, “Bunu dinlemek isterim.”, “Bununla ilgili daha çok şey anlat.”, “Dinliyorum.”, “Anladım.”, “Şu konu hakkında ne düşünüyorsun?”, “Bu konu hakkında konuşmak ister miydin?”, “Söylemek istediğin başka bir şey var mı?”, “İlginç!”, “Bunu biraz daha açıklayabilir misin?” gibi. Unutmayın, etkili ve açık iletişim zamanla ve emek verdikçe gelişecektir. Etkili iletişim kurmaya ne kadar erken yaşta başlarsanız o kadar pratik etme imkanınız olur ve çocuğunuzla ilişkiniz erkenden yakın ve pozitif şekilde gelişir.

Etkili iletişime zarar verecek negatif davranışların farkında olmamız ve bunlardan kaçınmamız da  büyük önem taşımaktadır. Sürekli azarlayıcı ve ders verir tarzda konuşmaktan kaçının. Çocuğunuz konuşurken sözünü kesmeyin ve duygu ve düşüncelerinden dolayı çocuğunuzu sürekli eleştirmeyin. Tabiki önemli gördüğünüz noktalarda eleştirebilirsiniz fakat bunun abartıya kaçması düşük özgüven olarak geri dönecektir. Geçmişte aranızda geçen ve çözülmüş bir problemi tekrar tekrar gündeme getirmeyin ve çocuğunuzu, geçmişte yaptığı hatalardan dolayı sürekli suçlamayın. Suçlu hissettirme üzerinden kuracağınız iletişim çocuğunuzla ilişkinize zarar verecektir. Çocuğunuza sürekli ne yapması gerektiğini söylemeyin. Ona sürekli problemlerini nasıl çözmesi gerektiğini dayatmanız, kendi hayatı üzerinde kontrolü olmadığı, ebeveynlerinin kendisine güvenmediği hissine kapılmasına neden olacaktır. Yapmasını istediğiniz bir davranışı tehditler aracılığıyla yaptırmaktan kaçının. Yalan söylemeyin, olabildiğince açık ve dürüst olmaya çalışın. Çocuklar kendilerine karşı tam olarak dürüst olunmadığında bunu hissedebilirler. Çocuğunuzun duygularına karşı duyarsız kalmayın ve onları reddetmeyin. Duygularının yanlış olduğunu söylemeyin. Bunun yerine hissettiklerini kabul edin ve destekleyici olun.

Doğal, mantıklı sonuçların ortaya çıkmasına olanak tanıyın. Çocuklar davranışlarının sonuçlarını görmeli ve davranışlarıyla ilgili ufak- tefek de olsa sorumluluk almaya başlamalı. Sürekli onları koruyarak, sıkıntılı durumlardan kurtararak, deneyim yoluyla öğrenmeleri gerekenleri öğrenmelerine engel olabiliriz. Çocuklarımızı sürekli tehlikelerden, incinmelerden koruyamayız. İncinmeyi ve kendini tamir etmeyi öğrenmelidirler. Bu öğrenme sürecinde onlara hep destek olabilirsek, gereğinde yol gösterebilirsek, en azından yanlarında olduğumuzu ve her ne olursa olsun onları sevdiğimizi gösterebilirsek bu incinmeleri daha kolay atlatır, tehlikelere karşı kendilerini daha iyi korurlar.

Çocuğunuza emir vermeyin, yapılması gerekeni uygun durumlarda seçenekler halinde sunarak seçme şansı tanıyın. Yapılacak işle ilgili yetkilinin siz olduğunu hiç unutmayın. Çocuğunuz olası seçeneklerden birini seçerek kendine güvenini arttıracaktır. Sadece çocuğunuzla kurduğunuz iletişim değil, çocuğunuzun yanında başkalarıyla kurduğunuz iletişime de özen gösterin çünkü çocuklar, davranış tarzlarında sizin iletişim biçimlerinizi model alacaktır.

Diğer taraftan çocuğun toplum içinde uyum içinde yaşayabilmesi, sorumluluk duygusu ve iç denetim kazanabilmesi için belli bir disiplin içerisinde yetiştirilmesi gerekir. Kural tanımayan, her istediği yapılmış, söz dinlemeyen çocuklar hem kolay mutlu olamazlar, hem de davranışlarındaki benmerkezci tutum nedeniyle sosyal çevre tarafından dışlanabilirler. Bu nedenle anne babaların çocuklarına bazı toplumsal kuralları ve sağlıklı davranış modellerini öğretmeleri çok önemlidir. Burada en önemli noktalardan birisi anne ve babanın çocuklarına kendi davranışlarıyla örnek olduklarını unutmamalarının gerektiğidir. Kendisiyle ve birbirleriyle sürekli bağırılarak ve azarlayarak konuşulan çocuklar aynı davranışları kendi anne baba ve kardeşlerine gösterirler. Aynı şekilde saygılı, çalışkan, girişken olabilmeleri için çocuklarımıza davranışlarımızla örnek olmalıyız. Aşırı katı disiplin uygulanması ise çocuğun korkak, öfkeli ve kızgın davranışlar sergilemesine yol açabilir. Ayrıca pozitif yaşam için gerekli olan tamamlayıcı unsurları kullanan yetişkin, çocuğun yaptığı seçimden sorumlu olmasını da çocuğa öğretecektir. Problem çözücü olmalarında birinci adım, çocuklara problem ortaya çıktığında sakin olmalarını öğretmek ve problem üzerinde odaklanmalarını sağlamaktır. İkinci adım ise anlatmak istediklerini anlatma fırsatı vermektir. Çocuklara kendi problemlerini çözmeyi öğreten yetişkinler, aynı zamanda çocuklara davranışlarına dikkat etmeleri ve kendi kontrollerini pozitif değerlerde geliştirmeleri için onlara fırsat vermelidirler. Problem çözme teknikleri yoluyla, çocuklar kendi duygularına ve diğerlerinin duygularına değer vermeyi ve ifade etmeyi öğreneceklerdir. Şiddet olmadan çatışmaları çözümlemeyi de bu yolla kazanacaklardır.

Çocuğunuza gerektiğinde ‘’hayır’’ diyebilmelisiniz. Hayır dediğinizde çocuğunuza sınır koymuş oluyorsunuz. Belirgin ve net sınırlar çocuğunuzu incitmez, aksine güven verir. Sınırlar belirsiz olduğunda çocuğunuz kendini kararsız- güvensiz hissedecektir. Onun gereksinimlerini anlamanız demek her istediğini yapmasına izin vermek demek değildir. Ancak sınırları sürekli değiştirmemek, hayırlarınızda tutarlı olmak da çok önemli. Bazı “”hayır”lar çocuğun yaşına göre ve bazı durumlara göre “evet”e dönüşebilir elbette. Genel anlamda tutarlılığı elden bırakmayın yeter.

Çocuğunuzla arkadaş olmayı çok fazla ön plana çıkarmayın. Çocuğunuzla arkadaş olduğunuzda onu yetişkin gibi kabul ederseniz onun çocuk olmaktan gelen haklarını elinden almış olursunuz. Siz onun yaşına inerseniz çocuğunuz onu koruyan, aklı başında, sınır koyan anne- babadan yoksun kalır. Oyun içinde veya bazı durumlarda arkadaşlık etmekten söz etmiyoruz elbette, bütün ilişkiyi arkadaşlık şeklinde yaşamaktan bahsetmekteyiz.

Çocuğunuzun bütün isteklerini her türlü zorluğa göğüs gerip yaptığınızı farz edelim, ancak onun yaşamındaki diğer insanlar bu derece fedakar olmayabilir, kendi isteklerini çocuğunuzun hatırı için ertelemeyebilir. Bu yüzden de; çocuğunuzu erken yaşlarda ertelemelere, beklemelere, vazgeçmelere ve kurallara uymaya alışmalıdır. Disiplin- otorite- “hayır” diyebilmek, ilk duyulduğunda insana ürküntü, tedirginlik veriyor olabilir. Hele de küçük çocuğunuza karşı uygulanabilecek bir şeymiş gibi görünmüyor olabilir. Ancak; sınırını bilen, engellemeler karşısında kişiliğini oluşturabilen, gerektiği zaman vazgeçmeyi gerektiğinde  de direnebilmeyi bilen bir genç- bir erişkin yetiştirebilmenin koşullarından biri de; çocuğunuzu doğru biçimde eğitebilmek, disiplini yeterince ve gereğince verebilmek, ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın onları çok sevdiğinizi hissettirebilmektir.

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir