REEM Makaleler

Uzmanlarımız ve psikologlarımızdan son makaleler burada listelenmektedir.

Gece Hayatında Kadın Terörü

Gece Hayatında Kadın Terörü

Kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmaları ve eğitim durumlarının artmasıyla birlikte kadın,toplum içerisinde bağımsız, kendi kararlarını kendi alabilen bir birey haline gelmiştir. Türk toplumunda zihinlerdeki standart kadın ve erkek rolleri yıkılmıştır. Gündelik yaşamdaki zorluklar, iş hayatındaki stres, kadının iş yaşam dengesini oluşturmada yaşadığı sıkıntılar, psikolojik ve özel nedenli sorunlar, sosyal hayattan uzaklaşma kişinin üzerinde oluşan negatif enerjiyi atmayı gerektirir. Modern toplumda bunun bir yolu da ‘gece hayatı’dır.

Günümüzde gece hayatında erkek ve kadınlar aynı eğlence ortamı içerisinde bulunabiliyorlar. Erkeklere nazaran kadınlar istedikleri mekana kolayca girebilmeleri bakımından şanslılar. Son zamanlarda; toplumun zihninde erkek güçlüdür, kavga etme potansiyeli vardır kadınlar ise zayıf ve zararsızdır imajı yavaş yavaş sarsılmaktadır. Kadınlar eğlence mekanlarında farklı nedenlerle hemcinslerine ya da karşı cinse fiziksel ya da sözlü tacizde bulunabiliyor, kavgaya karışabiliyor, ya da karşı cinslerin birbirleriyle kavga etmelerine neden olabiliyor. Üstüne üstlük kavga sonrası mekandan atılan taraf çoğunlukla erkekler oluyor.

Peki bunun nedenleri ne olabilir?

• Freudyen ekole göre kişi özünde ‘id’e sahiptir. İd insanın ilkel tarafı olan saldırganlık ve cinselliği kapsar. Süperego ise üst benliktir. Toplumsal baskı tarafıdır. Kişinin kontrol mekanizması ise ego yani benliktir. Benlik bazı durumlarda id’in kendini ortaya çıkartmasına izin verir, bazense vermez. Benlik bazen işlevini tam göremez. Süperego baskın olması gerekirken tersine id baskındır. Böyle bir durumda toplumsal ortamda kişi sorun yaşar, kabul göremez ve sevilmez.
Gece hayatında sorun çıkaran kadın bu profile uygundur. Örneğin;iş yaşamında ‘id’den gelen saldırganlık duygularını benlik bastırır. Çünkü ortaya çıkarırsa işten çıkarılabilir. Ancak gece hayatında bastırılan dürtülerin ortaya çıkarılması için uygun ortam vardır. Toplumsal baskı azalınca kişi içinden geldiği gibi davranır, sonucunda cezalandırılma davranışı görmeyince de davranış pekişir.

• Başka bir açıdan;
Kişinin olmak istediği kişi(ideal benlik) ve zaten sahip olduğu gerçek benlik vardır. Bireyin tüm amacı ideal benliğe ulaşmaktır. 2 benlik arasındaki fark ne kadar fazla ise kişi o kadar huzursuzdur. Normalde sakin, pasif, kendisini ifade etmekte güçlük çeken bir kadın sosyalleşme davranışı geliştirmek ve toplum içerisinde dikkat çekmek için ortamda problem çıkarıp kendisini odak noktası yapabilir. Böylelikle idealindeki cesur, dikkat çekici, sosyal insan olmaya yakınlaşacağını düşünür. Aynı zamandada karşı cinsin dikkatini çekerek ‘ben burdayım’der ve ikili duygusal ilişkiler içerisine girmeyi ümit edebilir.

• Toplumsal rollerin farklılaşması, kopuk aile bağları, çocukluk döneminden gelen güvensizlik, toplumdan soyutlanma duygusu da kadının zihnini karıştırıp problem çıkartma eğilimine girmesine neden olabilir. Aile ile çok fazla iletişim içerisinde olmayan, duygusal anlamda yalnız olan, erkeklerin sorumluluğundaki işleride kendisi yapan kadın gece hayatında terör ortamı yaratarak bir tür sağaltım (rahatlama) yaşar.

• Bazen kişide bilinç ve bilinçaltı uyumu olmaz. Yani daha doğrusu id ve süperego arasında sürekli bir çatışma olur. Kişi kendi içinde zihinsel bir ahenk ve denge kuramaz ve kaos yaşar. Bu durumda ortaya çıkan gerilim enerjisi, gidinilen sosyal ortamlarda kavga ve problem çıkarılarak desarj edilmeye çalışılır. Aslında kişi içinde bulunduğu bilinç-bilinçaltı yani arzu ve vicdan çatışmasının sonucu olarak farkında olmadan histerik bir davranış tarzı izler. Bunun sonucunda dikkat çekme, zihinsel rahatlama ve çevrenin ilgisi ile duygusal beslenme vardır. Ortaya konan absurd davranış tarzları, çevrenin hoşgörüsü sonucunda pekişebilir ve kronik bir hal alabilir.

• Özellikle İstanbul’un kozmopolit yapısıyla süregelen farklı kültürler, farklı düşünce yapıları ve davranış biçimlerine neden olmaktadır. Eğlence mekanında bir kişinin diğer kişiye gönderdiği fiziksel yada sözlü bir mesaj, amacından farklı, yanlış şekilde yorumlanabilir. Sonucundada çatışmalara neden olabilir. Bu noktada kadınların kendilerine sunulan ve erkeklerden daha imtiyazlı toleranslı yaklaşımları, istismar etmeden medenice empati çerçevesinde, diğer insanların da hak ve özgürlüklerini de düşünerek hareket etmeleri en doğrusudur.

• Diğer taraftan gece hayatındaki sistem de sorgulanabilir. Kadınların mekanlara sonsuz bir giriş özgürlüğü varken, erkeklerin statüsü, mevkisi ve eğitimi ne olursa olsun yanlarında bir kadın olmadan giriş yapmaları mümkün değildir. Eğlence mekanlarının kapılarında güvenlik görevlisi olarak sadece erkeklerin olması ve bunların çoğunun hoyratça davranmaları da ayrı bir derttir. Daha kapıdaki body guardların ya da güvenlik görevlilerinin yaklaşım tarzlarından erkekleri potansiyel tehlike olarak algıladıkları, kadınları ise tehlikesiz gördükleri anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bazı kadınlar, mekana giriş yaparken, kendilerinin özel oldukları vehmine kapılmakta ve agresif tutumlar konusunda yüreklenmektedirler. Oysaki asıl tehlike cinsiyet farklığında değil, kişilik ve karekter yapısıyla alakalıdır. Kanaatimce eğlence mekanlarının kapılarındaki bu çifte standart kadın erkek eşitliği açısından da olumlu değildir. Şüphesiz bu uygulamalarda, güvenlik görevlilerinin ve mekan sahiplerinin büyük çoğunluğunun erkek olması da rol oynamaktadır.

Uz. Dr Mehmet Yavuz
Psk.Ezgi Demirer

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir