REEM Makaleler

Uzmanlarımız ve psikologlarımızdan son makaleler burada listelenmektedir.

Geçmiş Silinebilir mi?

Geçmiş silinebilir mi?. Bu soru yıllardır bilim adamlarının kafasını kurcalamakta. Hepimizin geçmişte kalmış, keşke yaşanmasaydı dediğimiz ve unutmak istediğimiz bir çok anısı vardır şüphesiz.

Beynimizde bir ön bellek, birde ana bellek vardır. Ön bellekte kişi için önemli olmayan ve o an için lazım olan bilgiler kayıtlanır. Örneğin bir defaya lazım olan bir telefon numarasını, beynimiz bir daha hatırlamaz. Beynimizin hippokampus bölümünde olduğunu tahmin ettiğimiz ön bellek en fazla 10 dk.lık bir kayıtlama yapar ve daha sonra silinir gider.

Kişi için önemli bilgiler ise ana belleğe atılarak orada kayıtlanır. En son kayıtlanan bilgiler en üstte, en ilk öğrenilenler ise en altta kayıtlıdır. Böylece hafıza katmanları oluşur. en son öğrenilen bilgiler en üst katmanda yer aldığı için,  en çabuk hatırlanır.

Alzheimer hastalığında  hafıza kayıtları, ya ön bellekten ana belleğe  transfer edilemez ya da ana belleğe transfer olan bilgiler kayıtlanamaz olur. Böylece hafıza ön belleğin saklayabildiği kadar olur.

Yaşanılan acı hatıralar hem ana belleğe hem de beynimizin sol ön tarafındaki (prefrontal bölge) sosyal hafızaya kayıtlanır. Sol prefrontal bölge psikolojik dünyamızın da merkezidir. Acı hatıralar aynı zamanda sosyal hafızaya da kayıtlandığı için, psikolojik ruh hallerimizi ve davranış tarzlarımızı da yakından etkiler. Bu nedenden dolayı travmatik olaylar depresyon, panik atak ya da diğer psikolojik bozukluklara neden olabilir. bazen de sosyal hafızaya kayıtlanan acılı geçmiş, ana bellekte çoktan hafıza katmanlarının arasında kaybolup unutulduğu halde bedensel dille hatırlanır. Kişi, geçmişindeki acı travmayı tamamen unutsa bile sosyal hafıza zaman zaman en olmadık zamanlarda hatırlayabilir. Böylece panik atak ya da diğer psikosomatik bozukluklar ortaya çıkar.

Kanaatimize göre, sadece ana belleğe kayıtlanan acı hatıralar, zamanla etkisini kaybedip üzüntü vermez olurlar. Ancak eğer sosyal hafızaya da kayıtlanmışlarsa bilinç altı dünyamıza da yerleşmiş olurlar. Olumsuz sosyal hafıza kayıtları ya sürekli  bilinçli üzüntü haline ya da bilinç altının yönettiği çeşitli davranış bozukluklarına neden olurlar.

Antisosyal kişilik bozukluğu (psikopat) olanlarda sosyal hafıza çok zayıftır. Travmalardan psikolojik etkilenme yaşamazlar. Bu nedenle korkusuz ve duygusuzdurlar.

Eğer, tıbbi olarak ön frontal lobdaki sosyal hafızayı silmek mümkün olabilirse, travmatik hatıralar hatırlansa bile acı ve üzüntü tablosu yaşanmayabilir. Olay sadece hafıza da olması ile kalır ve rahatsızlık vermez.

Eğer bu başarılabilirse, aşk acıları da tarihe karışmış olacak. Ancak burada unutulmaması gereken husus, acı hatıraların tamamen hafızadan silinmesi değil, acısız hale getirilmesidir.

Peki, anıları acısız hale getirmek mümkün müdür?!!. Bu soruya cevabım; ‘’evet kısmen de olsa mümkündür’’ şeklinde olacaktır. Günümüzde bilinç altını temizlemek için hipnoz, EFT, NLP, meditasyon gibi bir çok yöntem kullanılmaktadır. Ancak bunların etkinliği şüphelidir. Kuantum olumlama teknikleri nisbeten daha etkili gibidir. Bunların hiç birinde beyine dışardan herhangi bir müdahele olmaz. Tamamiyle soyut yaklaşımlardır. Kanaatime göre bilinçaltını temizleme de en etkin yöntem manyetik stimülasyon uygulamalarıdır. Manyetik stimülasyon (TMS) tedavisiyle acı hatıraları kısmen de olsa yatıştırabilmekteyiz. Beyinin sol ön bölgesine uygulanan TMS seansları, sosyal hafızayı bir nevi resetlemekte ve psikolojik olarak kişiyi rahatsız etmeyecek pozisyona getirmektedir. TMS tedavisi somut bir tedavi olup, manyetik bir aparat aracılığı ile direk baş bölgesine uygulanarak yapılır. Üstelik  bu tedavinin beyine zarar verici bir etkisi de yoktur.

Dr. Mehmet Yavuz
REEM Nöropsikiyatri
Web : http://www.reemnp.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir