Geçmişteki Ailenle İlişkin Bugünkü Romantik İlişkini Anlatır

Beyin Nasıl Yoldan Çıkar?
15 Temmuz 2019
Tekmele Beni Sendromu
26 Ağustos 2019
Tümü

Geçmişteki Ailenle İlişkin Bugünkü Romantik İlişkini Anlatır

Bağlanma teorisi günümüzde duygusal ve sosyal gelişim alanlarında en yaygın kullanılan, kapsamlı ve ampirik temelli kavramsal çerçevelerden biridir. Bağlama teorisi yakın ilişkilerin nasıl oluştuğu, nasıl sürdürüldüğü ve nasıl sona erdikleri hakkında açıklamalar yapmaktadır.  Küçük bir çocuğun birincil bağlanma figürü ile olan etkileşimini daha sonra tüm ilişkilerini etkileyen, güçlü derecede etkili bir ilişki olarak görür. Bowbly, bağlanma teorisi ile yakın ilişkilerin kimi zaman kendilerini oluşturan bireyler üzerinde kalıcı olarak nasıl bir etki bıraktığını açıklar.

Bowbly, bebeklerin birincil bakım veren kişiye bağlanma davranışlarını yanıtlamak ve yönlendirmek için doğuştan gelen bir yatkınlığa sahip olması öncülünde bağlanma teorisini ortaya koymuştur. Bağlanma teorisinin özünde bireylerin güven, sevgi gibi gereksinimlerini çocuklukta ebeveynden, yetişkinlikte ise genelde romantik partnerden karşılama ihtiyacı yatar.  Buna göre, bütün bağlanma ilişkileri eşit değildir. Ainsworth ve meslektaşları 12-18 ay arasındaki bebeklerle yaptıkları deneyin sonucu olarak başlangıçta üç çocukluk bağlanma stilini ortaya koymuştur: güvenli bağlanma, kaygılı-kararsız bağlanma ve kaçıngan bağlanma.

Her çocuk büyümeye devam ettikçe kendine özgü bağlanma deneyimlerine dayanarak genel bir referans noktası geliştirir. Bazı bağlanma geçmişleri; birincil bağlanma figüründen uzun süreli ayrılmaya, boşanma ya da ölüm gibi durumlarda kişinin hayatına yeni bir bağlanma figürünün girmesine bağlı olarak tutarsızlık gösterebilir.

Bir çocuk birincil bağlanma figürünün yakın, erişilebilir ve özenli olduğunu algılandığında, çocuk sevgi, güvenlik ve güven duygusu hissedecektir. Çocuk daha sonra davranışsal olarak çevreyi aramaya başlayacak, başkalarıyla etkileşime girecek ve genellikle sağlıklı bir sosyalleşme düzeyi gösterecek kadar güvende hissedecektir. Öte yandan çocuk birincil bağlanma figürünün yakın ve erişilebilir olduğunu algılamıyorsa, genellikle endişe hissedecektir.

Bağlanma stillerini ele aldığımızda, Ainsworth ve meslektaşlarının yaptığı deneye göre güvenli bağlanma stiline sahip çocuklar annelerinin (birincil bağlanma figürünün) varlığında dünyayı keşfetmeye, öğrenmeye ve gelişmeye yönelik davranışlar gösterirken, annelerinden ayrı kaldıklarında güvensiz hissetmektedirler. Ancak, anneleri ile tekrar bir araya geldiklerinde kolayca sakinleşebilmektedirler. Kaygılı bağlanma stiline sahip çocuklar annelerinin varlığında bile güvensiz hissetmekte ve dünyayı keşfetmek ve oyun oynamak gibi herhangi bir aktivitede bulunmamaktadırlar. Aynı zamanda, anneleri ile ayrıldıklarında ise sıkıntı yaşamakta ve tekrar bir araya geldiklerinde sakinleşmekte güçlük çekmektedirler. Kaçıngan bağlanma stiline sahip çocuklar ise anneleri ile fazlasıyla yabancı kalacak şekilde davranmaktadırlar. Bir ayrılık söz konusu olduğunda, diğer çocuklardan farklı olarak ağlamamakta, tekrar bir araya geldiklerinde tepki göstermemektedirler.

Bağlanma teorisinin ışığında, çiftlerin romantik ilişkilerindeki bağlanma modelleri hakkında yapılan araştırmalar; kişilerin partner seçimindeki belirleyici unsurları hakkında bize bilgi vermiştir. Çocukluktakine benzer şekilde, yetişkinlikte romantik ilişkilerde yakınlığı algılayış biçimiyle ilgili olarak güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilleri ortaya çıkmaktadır. Kısaca özetlemek gerekirse, güvenli bağlanan insanlar, ilişkilerinde yakınlık kurma konusunda rahattır. Kaygılı bağlananlar, yakınlık ihtiyacındadır ancak kafaları sürekli ilişkileri ile meşgul haldedir. Kaçıngan bağlanan insanlar ise yakınlığı bireysel özgürlüğün kaybedilmesi ile eş tutarak, yakınlık kurma eyleminden uzak dururlar.

Bağlanma stillerini anlamak, insanların romantik ilişkilerindeki davranış ve tutumlarını anlamak ve öngörmek adına güvenilir bir yoldur. Unutmamak gerekir ki, yetişkin bağlanma stilleri yalnızca ebeveynlerimiz ile olan ilişkiden değil, aynı zamanda çeşitli yaşam olaylarından ve genlerimizden de etkilenmektedir.

Huzurlu ve güvende hissedebileceğiniz bir ilişki için önce kendi bağlanma stilinizi çözümlemeli ve bağlanma stilinize göre ilişkideki ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi belirlemelisiniz. Bu ihtiyaç ve beklentilerinizi karşılayabilecek doğru bir partner ile olmak için ise onun bağlanma stilini anlamak ve böylece ilişki içindeki davranış ve tutumlarını öngörebilmek oldukça önemlidir.

Uzman Klinik Psikolog Nadide Işıklılar
Uzman Klinik Psikolog Ezgi Demirer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Merhaba!

WhatsApp üzerinden görüşmek için alttaki kısımdan iletişime geçiniz veya bize info@reemnp.com adresinden email gönderebilirsiniz.

× Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?